Gözlerimi açar açmaz koluma adrenalini basıp koşmaya başladım. İğnenin etkisi geçmeden planladığım yere ulaşmalıydım, gelir gelmez hemen mayınları döşemeye koyuldum. İlk mayın bitti, ikinci, üçüncü derken başımın üstünden geçen kurşun sesleri ile düşmanın geldiğini anladım. Bir kurşun omzumu sıyırıp geçti. Savunma hattının arkasına doğru yöneldim ve ikinci adrenalin iğnemi bastım. Arkamdan gelen patlama sesleri mayınlarımın amacına ulaştığını haber veriyordu. Kapıdan içeri girer girmez kapıya yönlendirilmiş MG42 çalışmaya başladı ve o andan sonra kapıdan geçecek dost, düşman herkese acıdığımı hissettim. Fakat bu savaş, durup düşünmek için zamanımın olduğu bir savaş değildi. Düşman birinci savunma hattını kırmadan, ikinci hattın yolunu mayınlar ile doldurmak zorundaydım. Kalan tüm mayınlarımı yol ağzına yerleştirdikten sonra MP40′ımı çıkartıp savunmaya yardıma koştum.
Durum iç karartıcıydı. MG42 düşmüş ve düşman, bahçenin içindeki tankı tamir etmek için çabalıyordu. Gelen destek ile birlikte hattı geri almak için saldırdık ve en önde giden ben, ilk düşen asker oldum. Yerde yaralı yatarken düşünebildiğim tek şey tankın çevresine neden mayın döşemediğimizdi. Bir müddet sonra destek biriminden bir askerin elinde bir şırınga ile üzerime geldiğini gördüm. Morfin iğnesini basıp, bana birkaç tane sağlık paketi fırlattıktan sonra teşekkür bile edemeden hızla diğer askerlere doğru koştu. Biraz zahmetle ayağa kalktım ve ikinci savunma hattına doğru yöneldim.
Artık ilk hat düşmüş ve düşman tankı ele geçirmişti. Savunma birimlerinin tank barikatlarına ihtiyacı vardı ve bunu yapabilecek mühendislerden başka kimse yoktu. Barikat malzemelerinin yanına geldiğimde bir başka mühendisi çalışırken gördüm. Ona yardım etmem ile barikat hemen kuruldu. Kısa bir sessizlikten sonra barikattaki askerler bir patlama sesi ile etrafa saçıldılar. Ben yaralı yerde ve bir sağlık askerinin gelmesi için dua ederken ikinci havan topu mermisinin gökyüzünden üzerime doğru geldiğini gördüm. Bomba tam üzerime düştü ve parçalarımı etrafa saçtı… Şimdi oyuna girmek için 30 saniye beklemem gerekiyordu ve bunu yaparken savaş meydanını da izleyebilmem beni deli ediyordu. Sanki süre hiç bitmeyecekti…
Splash Damage tarafından geliştirilen Enemy Territory, insanı İkinci Dünya Savaşı’nın hızlı ve heyecanlı atmosferine sokmayı çok iyi başarıyor. Tüm dünyayı yakıp yıkmış bir savaştan bu şekilde bahsetmek ne kadar ironik de olsa sanal savaştan zevk aldığımız ve çok eğlendiğimiz bir gerçek. Enemy Territory’nin bu konuda başarılı olması, grafikleri veya arkasındaki sağlam teknik altyapı değil, takım çalışması kavramını savaş alanına çok iyi yansıtmış olması.